Gündoğmuşun Tarihçesi

Geçmişi antik çağlara dayanan Gündoğmuş'un bugünkü yeri Romalılar döneminde iskan edilmiş bir yerdir. İlçe sınırları içerisindeki Roma harabeleri, Taşahır Mevkiindeki Kaseyir Şehri harabeleri, Senir Köyü yakınındaki Kese Mevkiindeki Roma Harabeleri en eski harabeler olma özelliğini taşıdığı söylenebilir. Daha sonraki dönemlerde, özellikle Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşmesi döneminde, şehir Selçuklular'ın egemenliğinde kalmış ve II. Bayezid döneminde de Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.

Bir rivayete göre; Konya'nın İksile Köyü'nden çeşitli sebeplerle ayrılan bir ailenin bu bölgeye yerleştiği ve sonralarıda buraya "Eksere" denildiği söylenmektedir. Eksere Köyü 1936'ya kadar Akseki'ye bağlı bir köy iken 1936'da "Gündoğmuş" adıyla ilçe yapılmıştır.


Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının 1990 Yılı Ekonomik Raporu isimli eserin Manavgat tarihi ile ilgili bölümünde şöyle bir paragraf yer almaktadır.
“Bu bölgeye Horasan’dan 1071 Malazgirt savaşı ile Türklere açıla gelen Manavgat kapısından gelen Yörük beyleri yerleşmişlerdir. Bunlara Senir Beyleri halkı denirdi. 1820 yıllarına doğru bu oymak çoğaldıkça güneye kıyıya doğru inmişler ve bugünkü Manavgat köylerini meydana getirmişlerdir.” Bu kaynağa göre Gündoğmuş ve köylerinin meydana getiren insanların Horasan Türkmenleri olduğu, Gündoğmuş ve çevresinin Manavgat’tan ve sahil şeridinden daha önce Türkleştiği sonucunu çıkarabiliriz.
 
Gündoğmuş’un tarihçesi ile ilgili iki rivayet il yıllıklarına geçmiştir.
 
a-      Birinci rivayete göre, daha önce Eksere olan Gündoğmuş’u, şimdi Karaman’a bağlı İksile Kasabasından çeşitli sebeplerle ayrılan bir aile kurmuştur.
b-      İkinci rivayete göre ise kışın sahilde yaşayan yörükler yazın yaylaya çıkar, sonbaharda tekrar dönerlerdi. İşte bu yörük kafilesinin büyük bölümü sahile dönmez. Gündoğmuş’a yerleşir.  Dönenlere, sahilde kafilenin gerisi sorulunca “Ekserisi kaldı.” derler. Bu münasebetle onların kaldığı yerlere Ekseri derler. Zamanla bu kelime Eksere şeklinde söylenmeye başlar.
 
Gündoğmuş’un tarihçesini araştırırken bir gün,  değerli hocam Nejat EREN bu konuyla bir zamanlar babası, Ahmet Cemal EREN’in de ilgilendiğini ve onunla konuşmamın faydalı olabileceğini söyledi.
 
Ben bir Cuma günü Cuma namazından sonra, Cemal Amca’nın koluna yapışarak meseleyi anlattım. Çok sevindiğini ve bazı şeyler anlatabileceğini ifade etti. Hemen parka giderek bir çınarın altına oturduk. Bir taraftan Türk’ün Milli Meşrubatı olan soğuk ayranlarımızı yudumlarken bir taraftan da elimde not defterim Cemal Amcanın anlattıklarını heyecanla dinleyip not ettim.
Cemal Amca anlattıklarını Osmanlıca yazılmış, kapakları yırtılmış bir kitaptan okuduğunu söyledi. ( Bu kitabı Cemal Amca İsmet UYAR’ın babasından almış. Cemal Amca’dan da İsmet UYAR almış. Bir gün değerli hocam Musa UYAR ile İsmet UYAR’ın evine gittik. Meseleyi anlattık fakat kitabın kaybolduğunu üzüntü ile öğrendik. )
Bu kitaba göre Kıbrıs’ın fethine gelen Müslüman Arap askerlerinden bir grup, bugün Alanya’ya bağlı bir köy olan Yeşilköy’e çıkar. Buradan tebliğ vazifesini yerine getirmek üzere içlere doğru ilerler. Bu arada yaşayış ve karakter itibari ile Rumlardan tamamen farklı olan ve kendilerine güzel bir vatan arayan Horasanlı Türklerle karşılaşırlar. Bunlar tabiat şartlarının her yönden olgunlaştırdığı bir avuç serdengeçtidir.
Müslüman Araplar tebliğ vazifelerini Türklere de yaparlar. İçtimai yaşayış, ahlak ve karakter bakımından İslamiyet’i ruhlarına uygun bulan Türkler, bu mukaddes dini iştiyakla kabul ederler. “ Müminler kardeştir.” Hükmüne göre taraflarda karşılıklı olarak akraba olma düşüncesi uyanır. Ve karşılıklı kız alıp kız verirler.
Türklerin katılmasıyla güçlenen bu İslam topluluğu Bizans vatanı olan Anadolu içlerine yürürler. Ancak dini liderleri durumunda olan Şeyh Mehmet Efendi Saburlar Köyü civarından hastalanınca yanında bir grupla beraber burada kalır.
Güneyde ilk İslam köyü, şanına layık Saburlar Köyü işte bu Şeyh Mehmet Efendi tarafından kurulur. Topluluğun ağırlıklı kısmı ise tebliğe devam etmek üzere ilerlerler. Zaman zaman çatışmalarla geçen ileri harekât şimdi Karaman’a bağlanan Ermenek İlçesine kadar devam eder. Burada yaşamaya uygun bir yere çadırlar kurularak yerleşilir.           Bu arada yanık sesli bir derviş yüksek bir yere çıkarak sela ve ezan okur. Dolayısıyla buranın ismi de İLK SELA olur. Ancak zamanla bu isim “ İLKS İLE” ve daha sonra da
“ İKSİLE” olarak söylenmeye başlar.
Buradaki Müslümanlar zamanla çoğalınca İlksile büyük bir köy olur. Daha başka köyler kurarlar. Bir gün kalabalık bir grup çor- çocuk dini reisleri, Mehmet Efendiyi ziyaret etmek için yola çıkarlar halkımızın ( Karain) dediği mevkie kadar gelirler. Ancak baharın gelip karların erimesi ile coşan Alara Çayı bu vefalı evlatlara yol vermez. Onlar da İksile’ye geri dönmezler. Şimdi kale yıkıntısı bulunan ve Alanya Tarihinde de ismi PAMBUCAK olarak geçen yere yerleşirler. Bunlar ileriki günlerde bir köprü yaparak Saburlar köyü ile ulaşımı kolaylaştırırlar. Ama artık Pambucak ayrı bir köy olmuştur. (Cemal amca Alara Çayı üzerine kurulan söz konusu köprünün Gündoğmuş tarafındaki yıkıntısını gözü ile gördüğünü söyledi.)
Pambucak hayvancılık yönünden ve düşman baskınları yönünden tehlikeli görülünce bir grup Senir’e, bir grup Ortakonuş’a bir grup da şimdiki köy içi dediğimiz mevkilere giderek yerleşik hayata geçerler. Ortakonuş halkıyla Eksere halkının akrabalığı, yaşlılar arasında hala konuşulur.
Ancak Köyiçi’ne yerleşenler kalabalıklaştıkça susuzluk artar. Yer sıkıntısı da başlayınca yine suyu kıt olan ama hayvancılık için iyi bir kışlak olan Gündoğmuş’a gelirler. Konunun başında anlattığımız gibi ilk olarak İksile veya Ekseri adını verirler. Zamanla EKSERE şeklinde söylenmeye başlar. İlçe olunca da Gündoğmuş adını alır. ( Bu arada şunu belirtelim: Köy içi denilen mevkide Müslüman mezar kalıntıları ve bir değirmen kalıntısı hala vardır. )